Bir ziyaretin anatomisi.
Aileleri ile birlikte sömestre tatilini umre ile değerlendirmek isteyen bir arkadaş grubu birlikte umre yapmak nasip oldu. Rabbim yaptığımız ibadetleri kabul eylesin.
Seyahatimiz önce Mısır Kahire daha sonra Medine ve son olarak Mekke olarak planlanmıştı. Ve ilk ayağı olarak Kahire’ye indik. Kahire hepimiz için tam bir hayal kırıklığı oldu. Bizi baştan aşağı simsiyah sayılacak bir şehir karşıladı. Milyonlarca insanın yaşadığı bir şehir ancak bu kadar karanlık olabilirdi. Yüzbinlece konutta akşam olduğunda ışık yanan hane parmakla gösterilecek kadar azdı. Sokaklar karanlık ve çöp dağları içinde olan bir şehirdi. Ne piramitler bize reklamı yapıldığı gibi muhteşem ne de Kahire anlatıldığı gibi güzeldi. Gördüğümüz çöp dağları içinde trafik keşmekeşi ile boğuşan, ekonomisinin yerlerde süründüğü yanan ışıklarından belli olan karanlık, soğuk ve güvensiz bir Mısır ve Kahire idi. Ülke olarak Mısırla ülkemizi ister istemez karşılaştırıyorsunuz. Ortaya çıkan sonuç Kahire ile İstanbul arasında en az 50 yıllık bir zaman farkı olduğu hepimiz tarafından kabul edilen bir görüş oldu.
Kahire’de iki gece kaldıktan sonra Medine’ye yolculuğumuz başladı. Akşama Medine’ye indik. İner inmez huzurun, sükünetin hissedildiği bir şehir Medine. Otelimize yerleştikten sonra yatsı namazına Haremi Şerife koştuk. Allahın Rasulüne ulaştık. Üzerimizde olan emanet selamları ulaştırdık. Şehrin temizliği huzuru , süküneti, insanların nezaketi peygamberin şehrine yakışan güzellikteydi. Medine belki de dünyada huzurun başkentiydi. Her vakit namazımızı Haremi Şerifte eda ettik ama maalesef iki gece gibi kısa bir zamanımız vardı. Bu kısa zamanı görünce Kahire ziyaretinin gereksizliğini bir kere daha idrak ettik. Ne yazık ki merakımız yüzünden peygamberin koynunda geçirmemiz gereken günleri Mısır’da harcamıştık. Oysa Medine günler değil aylar geçirilecek hatta ölümün orada gelmesini talep edecek kadar mübarek bir şehir. Kafilemizde hiç kimse Medine doyamadı ve hepimizde bunun hüznü bir süre devam edecek gibi duruyor. İnşallah yeni bir umre seyahatinde Medine’yi daha uzun bir süre yaşamak nasip olur.
Medine’de geçen iki gecemiz ardından Mekke’ye Allahın evine ulaşmak üzere yola çıktık. Hepimizde yapacağımız umrenin heyecanı vardı. Zul Huleyfe’de ihrama girdik. İhram insanın duygularını değiştiren dünya malından uzaklaştırıp insanları ahreti düşünmeye ve hırslarından arınmasına vesile olan bir hal. Üzerinizde sizi bu dünyadan ahrete göç ederken taşıyacağınız bir kıyafeti taşıyorsunuz. İhram dünya malı için verdiğimiz mücadelenin ne kadar boş olduğunu bize en güzel anlatan bir kıyafet. Bizler de bunun idraki ile yolumuza devam ettik.
Mekke’ye akşamdan sonra ulaştık. Otelimiz Kabe’ye birkaç km uzaklıkta idi. Odalarımıza çekilip bir müddet dinlendikten sonra umremizi yapmak üzere yola çıktık. Kabe’ye yaklaştıkça kalabalıklar arttı. İnsanlar Allahın evine ulaşabilmek için fevç fevç akın halindeydi. Binlerce kişi sadece bir hedefe yönelmiş Kabe’ye bir an önce ulaşmanın ve bir kul olduğunu hatırlamanın ötesinde bir amaç taşımıyordu. Biz de bu kafile içinde yerimizi aldık. Zengin, fakir, kral ,hizmetçi, ağa,paşa, çoban, çöpçü ayrımı olmadan dünyanın sınıfsal bütün ayrımlarını geride bırakmış binlerce insan yaradanın huzuruında aciz bir kul olduğunun idrakine varmak için koşturuyordu. Biz de onlarla birlikte huzura vardık ve umremizi tamamladık.
Mekke Medine’nin aksine kargaşanın telaşın hakim olduğu bir şehir. Her ne kadar alışverişin tam gaz devam ettiği saatler olsa da her şeyin ibadet üzerine kurgulanmış olduğu bir şehir. Her namaz vaktinde hayatın durduğu, her vakitte binlerce insanın hareme girmek Kabeyi görerek ibadet etmek için mücadele verdiği bir şehir. Namaz vakitleri dışında ise sürekli bir devinim içinde olan bir şehir. İnsanlar karınca misali sürekli her yerde hareket halinde her yer dolu her yer cıvıl cıvıl.
Kabe ise Suudların uygulamaları yüzünden belki de namaz kılmanın en zor olduğu bir mekan. Binlerce insanın tavaf ettiği ve bir kenarda birkaç kaza namazı ve tavaf namazı kılma ihtiyacı duyduğu haremde hemen hemen bütün namaz mekanlarını kapatan bir zihniyetleri var. Sebep vakit namazında kadın ve erkeleri ayırmak için meknaların dolmasını engellemek. Aklı sadece yasaklamaya çalışan bir zihniyetten düzen beklemek ise belki de bizim yanlışımız.
Plansızlık Mekke’de her yerde en büyük sorun. Kabenin etrafına dikilen devasa büyülükte beton yığınları maalesef mescidi boğmuş. Suudlar Kabeyi turistik bir mekana dönüştürmek için etrafını otellerle doldurmuş. Oysa Kabe’nin çevresine hiçbir yapı yapılmasaydı mükemmel olurdu. Şehrin birkaç km dışına 3 milyonluk bir kaç tane uydu kent kurulup Kabe’ye metrolarla ulaşım sağlansaydı hem Mekke’nin özgün hali korunur hem de otobüslerle taşınan hacılara yapılan zulüm son bulurdu. İnşallah bir gün İslam işbirliği teşkilatı tarafından planlanan özerk bir hac bölgesine kavuşuruz.
Ufak tefek sıkıntılar dışında sorunsuz geçen umre ziyaretimiz her güzel şeyin başına geldiği gibi 15 gün sonra son buldu ve ülkemize sağ salim döndük. Bütün arkadaşların içinde yeniden o topraklara gitmek arzusunun yandığını kendi içimdeki yangından hissediyorum. Rabbim inşallah mübarek kıldığı topraklara ulaşmayı Kabe’ye yüz sürmeyi , Peygamberin huzuruna varmayı bizlere ve tüm Müslümanlara nasip eylesin. Kalın sağlıcakla..




Yeniçağa’nın verimli topraklarından çıkıp, bilginin ve emeğin ışığında Türkiye’n..
Siyasetçi, Esnaf ve Toplum Gönüllüsü Olarak Bir Ömür
Yeniçağa tarihinin tozlu..
Bölgesel ligde mücadele eden Yeniçağaspor, deplasmanda karşılaştığı Turhalspor’a..
Yeniçağa ilçesinin yüksek kesimlerinde biriken kar kütleleri, hava sıcaklıkların..
Yeniçağa Sanayi Kavşağında Kaza: Sürücü Hafif Yaralandı
Yeniçağa’da Ramazan ayı büyük bir heyecan ve coşkuyla karşılandı. Mehmet Çelik İ..
Yeniçağa Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla ilçede geleneksel iftar programları..

